ABSTRACT
Aim:
To explore the relation between vitamin D and quality of life.
Material and Methods:
110 women aged 35 to 65 years were recruited in the study.The demographic data were recorded, and Short Form-36 (SF-36) and Quality-of-Life Questionnaire of The European Foundation for Osteoporosis (QUALEFFO-41) scales were filled out. Patients were divided into three groups; 25(OH)D level <20 ng/ml regarded as vitamin D deficiency, 20-29 ng/ml as vitamin D insufficiency, >30 ng/ml as normal. Bone mineral density was measured by dual x-ray absorptiometry. Modified Romberg test for balance, Timed Get Up and Go test for mobility and 10 meter walk test for gait assesment were used.
Results:
There was a statistically significant relation-ship between body mass index, wearing style, physical activity and 25(OH)D levels (p<0.01). Also, there was a statistically significant correlation between L2-L4 z-scores and 25(OH)D levels (p<0.05). Although there was a statistically significant correlation between Modified Romberg test and 25(OH)D levels (p<0.05), there was no correletion with Timed Get Up and Go test and 10 meter Walk Test (p>0.05). There was a statistically significant correlation between 25(OH)D levels and SF-36 Physical Function, Vitality scores, QUALEFFO-41 Social Function and Total scores (p<0.05).
Conclusion:
Deficient or insufficient vitamin D levels impair quality of life. (Turkish Journal of Osteoporosis 2012;18:13-8)
Giris
D vitamini, yagda eriyen, sekosteroid hormon olup, kalsiyum ve fosfatin barsaklardan emilimini artirarak ve osteoidin olgunlasmasini ve mineralizasyonunu uyararak kemik yapiminda rol alir. Vitamin D'nin temel görevi çocuklarda büyüyen kemik dokusunun, eriskinlerde ise kemik yeniden yapimi; mineralizasyonu için gerekli kalsiyum ve fosfor konsantrasyonunu idame ettirmektir. Bir ön hormon olan D vitaminin deride sentezlenen kolekalsiferol (vitamin D3) ve besinlerle alinan ergokalsiferol (vitamin D2) olmak üzere iki kaynagi vardir. Normal kosullar altinda insan vücudunda bulunan D vitaminin %90-95’i günes isinlarinin etkisi ile deride sentez edilir. Özellikle içine katilmadikça besinlerle alinan vitamin D’nin büyük bir önemi yoktur. Günes isigi temel kaynaktir ve yeterince faydalanilirsa ilave D vitamini almaya gerek yoktur. Bitkisel kaynaklarda vitamin D, öncül molekül seklinde (ergosterol) bulunur ve vücutta vitamin D2’ye dönüsür. Vitamin D3 ile ayni fonksiyona sahip olan besin kaynakli vitamin D barsaktan emildikten sonra lenf damarlari ile karacigere aktarilir. D vitaminlerinin, çocukluk çagi kemik hastaliklarinin önlenmesinde etkileri yillardir bilinmektedir (1). D vitamini eksikligi tüm dünyanin problemidir ve artik pandemik olarak tanimlanmaktadir (2). Vitamin D düzeyi düsüklügü yalnizca basit bir biyokimyasal bozukluk olmayip; beraberinde kemik yapim-yikim hizinda artma, osteporoz ve hafif osteomalazi ve kalça ya da diger kemiklerdeki kirik olasiliginda artma gibi fizyolojik, klinik ve patolojik bulgulara yol açmaktadir. Kemik formasyonundaki bozulmanin yani sira proksimal kas güçsüzlügüne ve nöromusküler koordinasyonda bozulmaya neden oldugundan düsmelere yatkinligi ve kirik riskini artirip, agri ve fonksiyonel kisitliliga neden olarak yasam kalitesini olumsuz etkiler. Yasam kalitesi, ‘subjektif iyilik hali’ olarak tanimlanmaktadir. Dünya Saglik Örgütü sagligi sadece hasta olmama hali degil ayni zamanda fiziksel, zihinsel ve sosyal olarak iyi olma hali olarak tanimlamistir. Bu tanim yasam kalitesi kavramini içinde bulundurmaktadir. Yasam kalitesi, kisinin fiziksel sagligi ve psikolojik durumunun yani sira sosyal yasantisindan ve çevreyle olan iliskilerinden de etkilenen genis bir kavramdir (3). D vitamini eksikligi ile yasam kalitesi arasindaki iliskiyi arastiran çalismalar yetersizdir. Bu çalismanin amaci D vitamini ile yasam kalitesi arasindaki iliskiyi arastirmaktir.


